Gustav Klimt "The Kiss" ÖPÜCÜK Hikayesi - artucky.com
Blog

Gustav Klimt "The Kiss" ÖPÜCÜK Hikayesi

Mar 16, 2022

The Kiss

Sanatta bazı eserler yaratıcılarının önüne geçer. Bunun tipik bir örneği Don Kişot’tur ve yazarı Cervantes’ten bile daha ünlüdür. Gustav Klimt’in The Kiss yani Öpücük tablosu da bu eserler arasında örnek olarak verilebilir. Klimt’in altın dönemi olarak adlandırılan bir dönemde ortaya çıkan Öpücük tablosu aşkın en güzel sembollerinden birisi olarak yükseliyor.

The Kiss – Öpücük Neyi Anlatıyor?

Sevgiyi dile getirmek oldukça zordur. Bu durumda sevginin görseller ile anlatılması çok daha kolay olabilir. Klimt’in Öpücük tablosunun konusu ilk bakışta güçlü bir sevginin işareti olarak okunabiliyor. Sadece bir kompozisyona sahip olan eserin çoğunluğunu birbirine sarılmış bir çift kaplıyor. Sarı tonları tablonun geneline hakim olduğu gibi çiftin de üzerine örtmüş durumdadır. Sarılma pozu içindeki erkek ve kadın poz kapsamında adeta tek bir vücuda dönüşmüştür. Üzerlerinde ise sarı renkli battaniye bulunur ve bütünlüklerini hepten vurgular. Çiftin sarılması esasında kucaklaşma olarak değil, duygusal açıdan birleşme hali içindedir.

Sevginin birleştirici unsuru sanat açısından sık işlenen bir temadır. Öpücük tablosunun anlattıkları bu temaya bir vurgudur. Gerçek sevgi ancak ikiliği ortadan kaldırınca görülebilir. Çünkü bu sayede kişiler ayrı olmaktan uzaklaşır, dünyayı birlikte kavrar ve buna göre hareket edebilir. Tabloya bakıldığında erkek, kadına kıyasla koyu renk tonunda ve geniş cüsseli olarak resmedilmiştir. Elleri ile kadının yüzünü kavramış ve arzulu bir şekilde kadını öpmektedir. Beyaz tenli ve kızıl saçlara sahip olan kadın ise bu öpüşün etkisi ile birlikte gözlerini kapatarak kendinden geçmiş bir haldedir. Bir taraftan erkeğin elini boynuna dolamakta, diğer taraftan ise zarif şekilde erkeğin elini kavramaktadır. Buradaki anlam erkeğin hiçbir zaman kendisinden uzaklaşmasını istememesidir. Buna adeta bir yanıt olarak erkek de kadının yüzünü elleri arasında tutmaktadır.

Farklı yorumlamalar bulunsa da tabloda çiftin durdukları yer adeta bir uçurum kenarı gibidir. Bu durum ise birbirine tutunma kavramını daha da vurgulu hale getirmektedir. Sevgi ancak alışılmış dünyanın sorunlarına karşı bir çözüm olabilir. Sevgi ancak uçurumdan düşmekten kişiyi kurtarabilir. Sevgi yaşamın kendisidir. Öpücük tablosunun anlamı bu yorumlama ile çok daha etkili şekilde görülebilir. Kadın ve erkeğin ayaklarının altında bulunan zeminin yeşil tonlarında olması adeta tüm yaşamın onlardan gelen sevgi ile canlandığının da bir karesidir.

Eserde görülen çift yorumcular tarafından gerçek kişilikler ile özdeştirilmiştir. Ancak çoğunlukla Klimt’in tablolarında erkek ve kadın çizimleri ressamın kendisi ve sevgilisi Emilie Flöge’yi içerir. Ressam ve sevgilisinin bu tabloda olması da yüksek ihtimaldir.

Klimt’in tüm eserlerinde görülebilen Art Nouveau akımının getirmiş olduğu ayrıntılı süsleme tekniği bu eserde göze çarpmaktadır. Resim ilk bakışta adeta bir mozaik izlenimi verir. Erkeğin kafasında asma yapraklardan taç bulunur. Kadının saçları da çiçekler ile doludur. Erkek desenli giysiler içinde erkeksi bir görünüm gösterirken kadın ise zıtlık oluşturmak için dairesel şekiller ve renkli çiçekler ile daha feminen bir görünüm içindedir. Kadının çiçekli giysisi zeminde bulunan yeşil çiçekli dokular ile uyum gösterir ve adeta kadını hayatın kaynağı olarak görülebilecek Toprak Ana’yla özdeştirir. Kadının giysisinde bulunan küçük geometrik şekiller ise erkeğe olan bağını daha da arttırmakta ve aralarındaki bağın da güçlü şekilde vurgulanmasını sağlamaktadır. Her iki giysinin aynı altın renginde olması aşkın tek bedende vücut bulmasını imgelemektedir. Ayrıca altın madenler arasında en kıymetlisi olduğu için ressamın tabloda çifti altın sarısı içinde resmetmesi de durumlarının değerine dönüktür.

Aşkın Sonsuz Hali

The Kiss tablosu incelemesi aşka dair olsa da tabloyu alışılmış romantik dönem tablolarından ayıran belirli noktalar bulunmaktadır. Her şeyden önce resim sanki az önce yapılmış gibi bir dinamizm içerir. Başka bir deyişle erkek kadını az önce öpmüş ya da hâlâ öpmeye devam etmektedir. Bu dinamik görüntü resmi her zaman canlı kılarken aşkın ölümsüzlüğüne de özel bir vurgu yapar.

Çiftin genel görünümünü vurgulayan altın sarısı, değerli maden olan altına işaret ederken aynı zamanda arka plandaki renk ise altın yaprakları ile yapılmıştır. Bu ise resmi çok daha değerli hale getirir. Klimt’in yaşamı altın madenini yakından tanımakla geçmiştir. Çünkü babası altın oymacısıdır ve Klimt de küçük yaşlardan itibaren babasından altının nasıl işlendiğini öğrenmiştir. Klimt’in İtalya Ravenna şehrine yaptığı bir yolculuk ona buradaki Bizans mozaiklerini görme şansı vermiş, bu mozaiklerde sık kullanılan altın parçalar Klimt’i oldukça fazla etkilemiştir. Ressamın altın veya altın sarısı ile yaptığı resimler bu yüzden “Altın Dönem” eseri resimleri olarak adlandırılmaktadır.

Klimt yaşamı boyunca kadınları sevmiş, onlarla görüşmeyi, sevgili olmayı hep istemiştir. Eserlerinde yer alan kadınlar saf ve uysal kadınlar değil; genel olarak femme fatale olarak adlandırılan güçlü, çekici ve cezbedici kadınlardır. Çünkü Klimt’e göre sevgi ancak en yüksek perdeden yaşanırsa aşk olarak adlandırılabiliyordu. Öpücük tablosu bu görüşünü biraz yumuşatmış, daha pasif ve dingin bir aşkın izdüşümü olarak resmedilmiştir. Belki Klimt bu sayede aşkın her zaman en yüksek yer olmadığını, bazen sıradan bir anın büyüsünü keşfetmek olduğunu göstermek istemiştir.

Leave a Comment

Your email address will not be published.